| dalga | Dalga, bir fizik terimi olarak, uzay veya uzayzamanda yayılan ve sıklıkla enerjinin taşınmasına yol açan titreşime verilen isim | ry |
| Dalga | HÎZ | tr |
| Dalga | TEYYAR | tr |
| Dalga | talaz | tr |
| dalga | Belli bir süre etkili olan dönem | tr |
| dalga | Titreşimin bir ortam içinde yayılma hareketi | tr |
| dalga | Macera, meşru olmayan kazanç veya aşk ilişkisi | tr |
| dalga | Deniz veya göl gibi geniş su yüzeylerinde genellikle rüzgârın, depremin vb.nin etkisiyle oluşan kıvrımlı hareket | tr |
| dalga | Gizli iş, dalavere | tr |
| dalga | Bir yüzeydeki kıvrım | tr |
| dalga | Geçici sevgili | tr |
| dalga | Titreşimin bir ortam içinde yayılma hareketi:"Kısık sesinin her dalgası içimi korkunç bir acıyla tırmalıyor."- H. E. Adıvar | tr |
| dalga | Sıcak, soğuk, moda vb.nin belli bir süre etkili olan dönemi | tr |
| dalga | Deniz veya göl gibi geniş su yüzeylerinde genellikle rüzgârın, depremin vb.nin etkisiyle oluşan kıvrımlı hareket:"Rıhtıma vuran dalgaların temposu da, içimdeki ölçüye uyuyor."- H. Taner | tr |
| dalga | Bir yüzeydeki kıvrım:"Geniş dalgalarla uzanıp giden ovaların yüzünde ne bir köy görünüyor, ne de ufacık olsun bir ağaç."- M. Ş. Esendal | tr |
| dalga | Saçların kıvrım genişliği | tr |
| dalga | Dalgınlık | tr |
| dalga | Esrar, eroin vb. uyuşturucu maddelerin verdiği keyif durumu | tr |
| dalga | Gizli iş, dalavere:"Film çevirme dalgasıyla para kazanıyorlardı."- S. F. Abasıyanık | tr |
| dalga | Geçici aşk ilişkisi | tr |