| Eşik | söve | tr |
| Eşik | atabe | tr |
| Eşik | asitane | tr |
| Eşik | katofir | tr |
| eşik | Bir tepkinin başlamasında, ortaya çıkmasında etkili olan ruhî, fizyolojik nokta | tr |
| eşik | Telli çalgılarda telleri yüksekçe tutan tahta köprücük | tr |
| eşik | Kapı ağzında basamağın konulabileceği yer | tr |
| eşik | Kapı boşluğunun alt yanında bulunan alçak basamak | tr |
| eşik | Başlangıç yeri, başlangıç noktası, yakını | tr |
| eşik | Kapı ağzında basamağın konulabileceği yer:"Adımlarını eşikten atarken saraydan ne vakit ve ne duygularla çıkacaklarını kendileri de bilmiyorlardı."- R. E. Ünaydın | tr |
| eşik | Telli çalgılarda üzerine tellerin bindiği köprü | tr |
| eşik | Karalar üzerinde veya deniz diplerinde birbirine komşu iki çukurluğu ayıran tümsek biçiminde, üzeri çoğu kez düz kabartılar | tr |
| eşik | Bir tepkinin başlamasında, ortaya çıkmasında etkili olan ruhsal, fizyolojik nokta | tr |
| eşik | Kapı boşluğunun alt yanında bulunan alçak basamak:"Sofaya açılan kapının eşiğine gelmişti."- T. Buğra | tr |