always; constantly; for the complete duration

listen to the pronunciation of always; constantly; for the complete duration
İngilizce - Türkçe

always; constantly; for the complete duration teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

all the time
hep

Evren yıldızlarla doluysa, neden onların hepsinden gelen ışık tüm gökyüzünü sürekli parlatmıyor? - If the universe is full of stars, why doesn't the light from all of them add up to make the whole sky bright all the time?

Bugün hava harika fakat bu günlerde hep yağmur yağdı. - The weather today is great, but lately it's been raining all the time.

all the time
her zaman

O, her zaman sessizdi. - He was silent all the time.

The New York Times onun galerisini her zaman eleştirir. - The New York Times reviews her gallery all the time.

all the time
ıf.sürece: prep.her zaman
all the time
boyuna
all the time
sürekli

John sürekli hatalar yapıyordu. - John was making mistakes all the time.

Sürekli burnumu temizlemek zorundayım. - I have to blow my nose all the time.

all the time
her zaman, daima, hep
İngilizce - İngilizce
all the time

The public does not wish to be outraged in this way all the time.

always; constantly; for the complete duration